Genel

“HIZ, TÜM KÖTÜLÜKLERİN MÜSEBBİBİ.” Mİ?

“Günler geçiyor ve ben ilerleyebiliyor muyum, işler hâlâ aynı karmaşada sanki!”

İnternetin her tarafı başarı hikayeleri, sizin de yapabileceğinizi söyleyenler, yalnızca 2 ay çalışarak binlerce lira kazanabileceğinizi uyduran insanlarla doluyken, “Bir ben mi başarısızım, işleri kötü yönetiyorum sanırım.” hissine kapılmak çok mantıklı değil mi?

Öncelikle söyleyelim; yalan söylüyorlar! Her yanımız “sosyal kanıt” ve pazarlamanın en temel öğelerini kullanıp, bizi bir şekilde duruma ikna eden insan kaynarken, işin içinden çıkmak çok zor, farkındayız.

İşin içinden çıkmak zor. Bu, neredeyse her sektörde rekabetin inanılmaz arttığı dönemde hem de. Ama daha güzel tarafından bakalım. Zira bakmamız gerek…

Esas sorunumuz süreci değil, sonucu düşünmek. Sıklıkla eğitim hayatımız olmak üzere, sosyal hayatlarımızda da bunun etkileri sıkça görüldüğünden odağımızı buna çeviriyoruz. Yani bizce, olmaması gereken yere.

Hatırlayın liseyi. Gidiş yolundan puan vermek diye bir şey vardı. Sonda yaptığınız bir işlem hatası, puanınızın çoğunu kırardı. Ya da mesela ekmek almak için evden gönderildiğinizi ve şöyle döndüğünüzü düşünün; “Ekmek alamadım ama yolda çok güzel bir köpek sevdim ve rüzgarı dinledim.”! Size aferin demezlerdi muhtemelen.

Örnekler biraz amiyane olsa da, şu an birlikte çalıştığımız, etrafımızda gördüğümüz çoğu kişinin sonuç telaşesi var. Yolda hiçbir şey öğrenmeden, dersler almadan, hazmetmeden o güzelim zamanları, bir anda istediğimiz yere gelmek çok sıkıcı olmaz mıydı sizce de?

Her şeyin bir hikayesi vardır. Ve önemli olan bu hikayeyi güzelleştirmek. En kötü başaramazsınız ve o konuda bir sürü bilgisi olan bir kişi olarak hayatınıza devam edersiniz. Bu bile çok güzel değil mi?

Seth Godin, Dip isimli kitabında; bir konuda ısrarcı olmak-başarmak istemek kadar, ne zaman vazgeçmemiz gerektiğinden, bu içinden çıkamadığımız durumu bir kenara kaldırıp yenilerine merhaba demenin zorluğu ve öneminden bahseder.

Belki vazgeçmeniz gereken şey, şimdilik, takipçi sayınız-yaptığınız satışlardır. Nicelik ve mantıktan ziyade, önce içselleştirmek, benimsemek ve bundan keyif almak gerek.

Ama sosyal medyanın her yanı “takipçi” sözleriyle bezenmişken nasıl? Evet biraz zor ve tüm bu sistem can sıkıcı. Ama hatırlayın, biz şu an imaj’lar dünyasında yaşıyoruz. Her şey imajı, sayısı, görünüşüyle değerleniyor. Ya da öyleymiş gibi görünüyor.

“Ah yalan dünya” deyip siz de buna mı uyumlanırsınız, yoksa düzeltmek için-dahası kendiniz için diğer yolu mu seçersiniz bilemeyiz.

İlkini seçerseniz hemen şimdi bir çekilişe katılın, uygun fiyatlı panellerden sayfanıza yorum ve beğeni atın. Çok kolay olacak.

İkinciyi seçerseniz hoş geldiniz. Yavaş ve keyifli olacak. Sürece güvenin. Ektiğiniz tohumun 1 ay filizlenmesini beklerken, kendinize bu yavaşlığınız için haksızlık etmeyin. Yavaş doğaldır. Hız yapay. Uzun vadeli, güzel ve sizi mutlu eden sonuçlar için sürecinizi kucaklayın 🙂

Sevgiler, öpücükler ve sağlıklı günler hepimize…

Yazar

admin

Comments (2)

  1. Zehra Öztürk
    24 Mayıs 2021 Cevapla

    Harikasınız! Sizinle instagramda yolum kesiştiği için çok şanslıyım. Tam ihtiyacım olan zamanlarda beni motive ediyorsunuz.😍 Ayrıca uzun postlara sığmayan yazılarınızdan sonra bu bloğa ihtiyacınız vardı gerçekten, hepsini de zevkle içselleştirerek okuyorum bilginiz olsun.

    • admin
      25 Mayıs 2021 Cevapla

      Ahh, pasif sitemizin ilk ve muhteşem yorumu 🙂 Çoook teşekkürler, aktifleştirmek, farklı kanallardan türlü iletişimler için biz de çok istekliyiz. Ve ne güzel bunu duymak, ne güzel o yorgun hissettiğimiz zamanlarda birbirimize birazcık destek olabilmek, biz de çok şanslı hissediyoruz 🙂

Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir